Bildiğimiz Sebzeler Bilmediğimiz Haldeler!

cauli-zuchi

Bugün size anlatmak için iki sebze seçtim: Gayet yakından “bildiğimiz karnabahar ve kabak. Onları size henüz “bilmediğinizi düşündüğüm” tüketim şekilleri ile daha da sevdirmek gibi bir planım var 🙂 Eğer benim gibi kabak ve karnabahar seven biri iseniz zaten işiniz çok kolay olacak. Tarif defterinize birkaç tane daha yeni ve temiz beslenme prensiplerine bir hayli uygun tarifler ekleyeceksiniz.

Önce karnabahar. Karnabahar pek çok kişinin sevdiği sebzeler kategorisinde ilk üç içerisinde olan bir sebze değil, biliyorum. Hatta bazen ilk onda bile olmayabilir. Ama benim gayet sevdiğim bir sebze. Annem kıymalı, sıcak bir yemek olarak yaptığında, ben küçükken, itiraf edeyim pek de sevmezdim. Ama ne zaman teyzemi ziyarete gittiğim bir Brüksel akşamı önüme fırında beşamel soslu, mantarlı, graten olarak kondu; o zamandan beri ilk üçe girdi kendisi!

Karnabaharın 100 gramı sadece 25 kalori, sıfır yağ, sıfır kolesterol ve 3 gram lif içeriyor! Antioksidanlar açısından çok zengin, glisemik indeksi çok düşük. Onu “süper besin” yapan en önemli özelliği ise neredeyse çiğ yemek suretiyle bir tabağı ile günlük C vitamini ihtiyacımızın oldukça büyük bir kısmını karşılıyor olması! Karnabahardan maksimumda fayda görebilmeniz için onu çok fazla pişirmeyin. Hatta mümkünse çiğ yiyin; stir-fry dediğimiz soteleme yöntemi ya da buharda pişirecekseniz de en fazla beş dakika pişirmeniz gayet yerinde olacaktır.

Kabak ise sanırım karnabahardan bir çıt daha sevilen ve göreceli olarak daha sık tüketilen sebze grubuna girer 🙂 Besin değerlerine baktığımızda ise yine bir “süper besin“. Glisemik indeksi ve kalorisi çok düşük. Benim çocukluğumun kabak yemekleri ya kıymalı sıcak, zeytinyağlı soğuk ya da artık tadını bile hatırlamadığım kızartmanın bir parçası olarak hatırımdadır. Hala kabağı zeytinyağlı, dereotlu, domatesli pişiririm. Kızartma yerine ızgara yaparım. Ama son dönemde en çok çiğ olarak ve spagetti şeklinde, makarnanın yerine tüketiyorum! Evet, gayet doğru okudunuz. Kabağa makarna muamelesi yapıyorum ve inanılmaz lezzetli oluyor.

Özellikle karbonhidrattan uzak bir beslenme planınız var ise, ya da akşamları daha az karbonhidrat tüketmeyi planlıyorsanız; kabağı makarna yerine, karnabaharı ise pirinç ya da bulgur yerine nasıl kullanabileceğinizi anlatayım artık isterseniz 🙂

kabak spagetti

Kabak spagetti, özellikle sevgili kocam evde yokken, oldukça sık yaptığım ve bayılarak tükettiğim bir yemek. Kabağa spagetti şeklini verebilmek için bir küçük mutfak aletine ihtiyacınız var. Ben benimkini yurt dışından almıştım. Ulu Google arama çubuğuna “spiral dilimleyici” derseniz işinize yarayabilecek birkaç değişik alet çıkıyor. Yok ben alet falan alamam, ya da bulamadım ama hemen denemek istiyorum bu tarifi diyorsanız da kabak-patates kabuğunu soymak için kullandığınız tıraşlama aleti de gayet işinizi görecektir.! İnce spiral parçalar yerine biraz daha kalın dilimleriniz olacak, hepsi bu. Ya da yine başka bir alternatif, mutfak rendenizin en kalın tarafı ile kabakları rendeleyebilirsiniz. Aleti yatay tutmayı deneyin, o zaman biraz daha uzun parçalar çıkıyor 😉

Kabakları yıkayarak kurulayın ve çiğ halde dilimleyici ile ince spagetti şeklinde spiral şekiller çıkarın. Ben akşam yemeği için orta boy bir tek kabak kullanıyorum. Geçen gün yanına bir tane de havuç ekledim, öyle de nefis oldu. Dilerseniz aklınızda olsun. Sosu için az zeytinyağı ya da hindistan cevizi yağı eklediğim tavada önce bir minik kuru soğanı, bir diş sarımsağı ve domates sosunu soteliyorum. İçine tuz -karabiber ve biraz kıyılmış fesleğen ekledikten sonra ocaktan alıp kabakların üzerine döküyorum. En üste de bir miktar parmesan peyniri rendeliyorum ve işte harika akşam yemeği hazır!

Her şeyi çiğ koyarak da bu tarifi yapmanız mümkün. İlk denemem o şekilde idi zira. Yani domates sosunu, sarımsak ve fesleğini tuz-karabiber eşliğinde rondodan geçirip püre yapın ve spagetti kabaklarınızın üzerine dökerek afiyetle yiyin.

califlower rice

Karnabahar ile yarattığım harika, glutensiz pilava gelince… Karnabaharları yıkayıp, kurulayıp çiğ olarak rondodan geçiriyorum. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi bulgur ile pirinç arası bir büyüklüğe gelene dek parçalıyorum. Tavaya çok az zeytinyağı ya da hindistan cevizi yağı ekleyerek, tuz ve karabiber ilavesi ile çok değil, en fazla birkaç dakika soteliyorum. Pilavınız da böylece hazır oluyor. İster benim gibi ızgara köftelerinizin yanına isterseniz herhangi bir yemeğin yanına afiyetle yiyebilirsiniz. Küçük bir not daha: Aynı şekilde rondodan geçirerek parçaladığınız karnabahar ile ince bulgur yerine kullanarak kısır yapmanız da mümkün 😉

Umuyorum bu tarifleri dener ve beğenirsiniz en az benim kadar. Bu iki harika süper sebze sayesinde, pilav ve makarnaya alternatif yaratarak daha az karbonhidrat tüketecek ve eğer glutene alerjiniz varsa ya da çiğ beslenmekten yana iseniz çok daha rahat edeceksiniz. Lütfen tecrübelerinizi, varsa bu iki sebzenin farklı ve “temiz” tüketim şekillerini paylaşın benimle, bizimle.

Bildiğimiz Sebzeler Bilmediğimiz Haldeler!” hakkında 4 yorum bulunuyor:

  1. Gece

    Kabağı kesinlikle deneyeceğim. Karnabahar kısırını daha önce denemiştim. Görünüş olarak birebir kısırın aynısı oluyor. Tadı kesinlikle kötü değil ama beyinin ve midenin beklentisi farklı olduğu için hayal kırıklığı yaratıyor. En azından ben de öyle oldu.

    Cevapla
    1. Dilara Yazar

      Ben de bir kaselik kendim çin denedim geçen gün karnabahardan kısırı. Elbette beklentim yoktu ve beni tatmin ettiğini söyleyebilirim 🙂

      Cevapla
  2. suhuba

    Karnıbahar delisi bir aileyiz. Sebzeci yani. Yemeği sağlıklı hazırlanması kısmı bana ait. Düdüklü alacaktım. Ama gıdaların yavaş ve az ısıda pişmesi konusunda okuyunca düdüklüden çekilip Döküm tencereye diktim gözümü siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Çelik tencerede kısık ateşte pişiriyorum şu anda, karar verinceye kadarda bu şekilde ve evdeki güveç tenceremi kullanıyor olacağım.

    Cevapla
    1. Dilara Yazar

      Besinlerin değerlerini kaybetmemeleri açısından neredeyse çiğ ya da ona yakın tüketilmesi hakkında çok yazı ile karşılaşıyorum. Ben de annemizden gördüğümüz şekilde yemeklerin çok pişmesi taraftarı değilim artık. Döküm tencerem yok, ama döküm demir tava kullanıyorum. Çok memnunum. Yemeklerimi de stir fry/sote, buharda pişiriyorum sıklıkla.
      Döküm tencereler de ısıyı uzun süre içeride tuttuklarından ve ağır kapakları sayesinde buharı tencerenin içinde sakladıklarından, uzun süre pişen yemeklere büyük lezzet katıyorlar haliyle. Çelik tencereniz de ince çelik değilse bence buna yakın iş görür..

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir