FED UP! Gıda Endüstrisi Çocukları Nasıl Rehin Alıyor?

wpid-fed-up-trailer-header

Amerika’da 2014 yılının Mayıs ayında yayınlanan ve birçok tartışmayı da beraberinde getiren bir belgesel film Fed Up! Özetle Amerikan halkının yüksek oranda tüketmeye meyilli olduğu işlenmiş gıdalar ve bunların içerisine dev gıda endüstrisi tarafından “gizlice” yerleştirilmiş rafine şeker ve kimyasalın özellikle çocuk yaşlarda görülmeye başlanan obeziteye; obezitenin de diğer bir sürü, diyabet başta olmak üzere, metabolik hastalıklara sebep olduğu anlatılıyor.

Filmde uzmanların yanı sıra, farklı yaşlarda dört çocuk ve ailesi de yer alıyor. Çocukların hepsi obez… Kimisi bu durumdan kurtulmak adına spor yapıyor, hatta yüzüyor, yağı azaltılmış/diyet ürünler tüketiyor. Lakin her doktor randevusuna gittiklerinde, değerlerinde ve kilolarında bir iyileşme olacağına, aksine kötüleme görülüyor. Bu durum çocukları da ailelerini de hayal kırıklığına uğratıyor tabi. Bilim adamlarının açıklamaları ile gerçekler şu şekilde ifade ediliyor: Yağı azaltılınca bir besin inanılmaz tatsız-tuzsuz bir şey olduğu için, lezzeti kaybetmemek adına üreticiler değişik isimlerle ürünlere şeker ekliyor. Ve evet, artık tüm dünyanın kabul ettiği üzere şeker zararlı! Çünkü şeker insülin direncini arttırıyor. İnsülin direnci oluştuğunda şekeri kontrol etmede insülin yeterli olmadığından vücut daha fazla insülin salgılıyor. Fazla salgılanan insülin, vücuda yağ depolama emri verdiğinden kilo alımına, yani vücutta yağ birikimine neden oluyor. Ayrıca aşırı şeker tüketimi beynin kimyasını da bozduğu için vücudun yavaşlamasına, “tembelliğe” sebep oluyor. Yani insanlar hareket etmedikleri için kilo almıyorlar aslında!

Amerika’da 1980 yılında ergenlik çağında görülen tip 2 diyabet oranı sıfır iken, 2010 yılında bu rakam 57,638’e çıkmış! Filmde bunu da 80’li yılllardan itibaren pompalanmaya başlanan diyet/yağı azaltılmış ürünler sektörü ve çılgınlığına bağlıyorlar. Fareler üzerinde yapılan bir deneyde kokain bağımlısı farelere bir süre şekerli su veriyorlar. Sürenin sonunda 43 farenin 40’ı kokainin yerine şekerli suyu tercih ediyor. Yani şeker, kokainden daha çok bağımlılık yapıyor!

Filmdeki dört çocuk ve ailelerinin sahneleri ve görüşmeleri de ilginçti. Mesela anne çocuğuna soruyor “Okulda ne yedin bugün öğlen?” diye. Çocuk “Patates kızartması, hamburger, portakal suyu ve süt” diye cevap verince annesi “Portakal suyu ve süt mü?” diye şaşırıyor. Biz izlerken “Yuh, okul yemeğinde patates kızartması ve hamburger mi?” diyerek şaşırmıştık oysaki 🙂 Bu da ayrı içler acısı durumdu: Eski Amerikan Başkanı Ronald Reagan zamanında devlet okullarında yemek yapılması olayına son verilmiş! Devletle işbirliği içerisine giren dev fast food ve gazlı içecek şirketleri yavaş yavaş okullara yerleşmeye başlamış. Okullarda tüm gazlı içecekler süper boylarda. Öğlen yemeğinde yemekhanede hazır McDonalds kutularında patates kızartmaları, hamburgerler, Pizza Hut pizza dilimleri falan var seçim yapsınlar diye çocukların önünde. Keza sabah kahvaltı niyetine kocaman kaseler dolusu mısır gevreği yiyor çocuklar. Filmde görüşlerine yer verilen bir doktor annelere “bir kase yağı azaltılmış mısır gevreği vereceğinize çocuğunuza, bir kase toz şeker verin; çünkü ikisi arasında verdiği zarar anlamında hiçbir fark yok” diyor!

fedup-movie-facts

Film boyunca alışveriş yapanların, hemen hemen markette elini attıkları tüm ambalajlı ürünlerin arkasında/yan tarafında yer alan besin değerlerine dair minik bir tablo ile imtihanı da oldukça ilginç. Burada önemli bir takım bileşenler (karbonhidrat, yağ, lif, vitamin, vb.) hakkında tavsiye edilen günlük alım miktarlarına göre yüzdelik değerler yer alırken (Örneğin; Bu ürünün 100 gramındaki yağ miktarı, tavsiye edilen günlük yağ alım miktarının %7’sine karşılık gelmektedir, vb.), şeker hakkında böyle bir yüzdeye rastlanmaması, bu kısmın boş bırakılması da ayrı bir komedi! Bunun sebebinin de gazlı içecek ve fast food üreticisi Amerika gıda endüstri devlerinin, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği günlük şeker alım miktarını kabul etmemeleri olarak gösteriliyor. Bu rakamın 2-3 katına çıkarılması konusunda devlete ne şekilde baskılar yaptığı da filmin politik eleştiri ağırlıklı ikinci bölümünde yer alıyor. Filmde seçilen birkaç üründe şeker karşısında yer alan yüzdelik kısım yapımcılar tarafından doldurulunca kabus görüntü ortaya çıkıyor: Dünya Sağlık Örgütü tarafından tavsiye edilen günlük miktarın birkaç katı!

Anlatacak çok şey var, ama özetle filmin sonunda verilen mesajları –ki uzundur zaten OneLifeBeFit üzerinden benim de vermeye çalıştığım mesajlar bunlar– şu şekilde bir de sizinle paylaşmak isterim:

1- Yemeklerinizi evinizde yapın, kendiniz pişirin!

2- Light/Diyet/Kalorisi azaltılmış ürünleri değil, “gerçek” besinleri tüketin! 

3- Şekeri kademeli azaltarak, ondan tamamiyle kurtulmaya bakın!

Bir de ben eklermek isterim: Filmi çocuklarınızla izleyin ve onlara gazlı içecekler, şekerli besinler, fast food yiyecekler almayı lütfen bı-ra-kın.

  • Tanıtım filmini şuradan izleyebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir